6 Tane Çocuk Hakkı Nedir? İzmir’de Bir Gencin Günlük Hayatla Karışık Fazla Düşünen Rehberi
Driedfoods olarak bu yazımızda “6 tane çocuk hakkı nedir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatın en garip tarafı şu: Bir yandan “yetişkinim artık” diyorsun, diğer yandan markette abur cubur reyonunda 10 dakika düşünüyorsun. Sonra bir anda kafanda “6 tane çocuk hakkı nedir?” gibi sorular dönmeye başlıyor ve kendini çocuk haklarını düşünürken buluyorsun.
Geçen gün Kordon’da otururken bunu fark ettim. Yanımda arkadaşım:
— “Ne düşünüyorsun yine?”
— “Çocuk haklarını…”
— “Abi sen 25 yaşındasın.”
— “İşte problem de bu zaten.”
Ve o an anladım ki bu konu sadece ders kitabı konusu değil; günlük hayatın tam ortasında, bazen fark etmeden çarpıp geçen bir şey. Özellikle İzmir gibi bir yerde yaşıyorsan, çocukların özgürlüğü, sokakta oynayan minikler, bisiklet sürenler… Hepsi sana “biz buradayız” diye bağırıyor.
Bu yazıda 6 tane çocuk hakkı nedir? sorusunu hem ciddi hem de biraz “ben neden böyle düşünüyorum ya” kıvamında ele alacağız.
—
Çocuk Hakları Neden Bu Kadar Önemli? (Ama Gerçekten Neden?)
Bunu ilk düşündüğümde aklıma şöyle bir sahne geldi: Alsancak’ta simit alıyorum, yanımda 7-8 yaşlarında bir çocuk var. Simidi elinde çevirip duruyor, sanki küçük bir evreni inceliyor gibi.
İç sesim:
“Bu çocuk büyüyünce kesin fizikçi olur.”
Sonra ikinci iç ses:
“Ya da sadece simidi düşürmemeye çalışıyor.”
İşte çocuk hakları tam burada devreye giriyor. Çocuğun sadece hayatta kalması değil, gelişmesi, düşünmesi, oyun oynaması, korunması… Yani insan gibi büyümesi.
Ve en kritik soru: 6 tane çocuk hakkı nedir?
Şimdi tek tek, ama sıkıcı olmayan bir şekilde girelim konuya.
—
1. Yaşama Hakkı (Hayatta Kalmak Lüks Değil)
İlk ve en temel hak: var olabilmek
Yaşama hakkı, kulağa çok dramatik geliyor ama aslında en basit şey: Bir çocuğun güvenle dünyaya gelmesi ve yaşayabilmesi.
Bunu düşünürken İzmir’de bir sabah otobüs beklediğim an aklıma geldi. Hava sıcak, simitçiler bağırıyor, martılar sinirli…
Yanımda bir arkadaş:
— “Hayat zor ya.”
— “Çocuklar için de zor olmaması gerekiyor işte.”
Sonra ikimiz de sustuk. Çünkü bazı şeyler şaka kaldırmıyor.
6 tane çocuk hakkı nedir? diye sorulduğunda ilk madde hep buraya çıkar: yaşamak.
—
2. Gelişme Hakkı (Sadece Büyümek Değil, İyi Büyümek)
Boy uzaması değil mesele
Gelişme hakkı, çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal olarak büyümesini kapsar. Yani sadece “boyu uzadı mı?” değil, “kendini ifade edebiliyor mu?” meselesi.
Geçen gün Bornova’da bir kafede çalışıyorum. Yan masada bir çocuk deftere bir şeyler çiziyor. Garson geldi:
— “Ne çiziyorsun?”
— “Gezegen.”
— “Hangi gezegen?”
— “Benimki.”
O an içimden düşündüm: “İşte gelişme bu.”
Çocuk haklarını anlatırken 6 tane çocuk hakkı nedir? sorusunun ikinci cevabı tam olarak budur.
—
3. Korunma Hakkı (Dünya Her Zaman Güvenli Bir Yer Değil)
Bazen yetişkinler bile korunmak ister
Çocuklar için korunma hakkı; şiddetten, ihmalden, istismardan uzak bir yaşam demek.
Bunu yazarken biraz ciddileşiyorum çünkü bu konu şaka değil. Ama yine de hayatın içinden düşünürsek…
Bir gün minibüste bir çocuk sürekli camdan dışarı bakıyordu. Yanındaki amca:
— “Düşersin oradan!”
Çocuk:
— “Ama güzel görünüyor.”
Ben içimden: “Hayat da böyle zaten… güzel ama bazen tehlikeli.”
İşte bu yüzden korunma hakkı çok kritik.
6 tane çocuk hakkı nedir? listesinde belki de en ciddi maddelerden biri bu.
—
4. Katılım Hakkı (Çocuk da Düşünür, Konuşur)
“Sen küçüksün” cümlesinin karşıtı
Katılım hakkı, çocukların kendi hayatlarıyla ilgili kararlara dahil olabilmesi demek.
Bunu İzmir’de bir arkadaş ortamında test ettim:
Arkadaşımın kardeşi:
— “Ben büyüyünce mühendis olacağım.”
Arkadaşım:
— “Sen önce ödevini yap.”
Çocuk sustu. Ben sustum. Ödev konusu kapanmadı.
Ama gerçek şu: Çocukların fikri var ve bu fikir önemli.
6 tane çocuk hakkı nedir? diye sorarken, bu madde genelde “en underrated” olan ama en güçlü olanlardan.
—
5. Eğitim Hakkı (Defter, Kalem ve Biraz da Hayal)
Sadece okul değil, hayat öğrenmek
Eğitim hakkı, çocuğun bilgiye ulaşabilmesi demek.
Ben lise zamanlarımı hatırlayınca hafif bir cringe hissi geliyor. Ama İzmir’de bir okulun önünden geçerken hep aynı sahne:
Çocuklar koşuyor, biri düşüyor, biri gülüyor, biri “hocaaa!” diye bağırıyor.
İç ses:
“Hayat bu kadar basitken biz neden büyüdük?”
Eğitim hakkı, 6 tane çocuk hakkı nedir? sorusunun en bilinen ama en geniş kapsamlı cevabı.
—
6. Oyun Oynama Hakkı (En Ciddi Görünen Eğlence Maddesi)
Yetişkinlerin unuttuğu en önemli şey
Oyun hakkı deyince bazı yetişkinler şöyle bakıyor:
— “Oyun mu? Boş iş.”
Ama aslında oyun, çocuğun dünyayı öğrenme şekli.
Geçen gün Kemeraltı’nda bir çocuk kovalamaca oynuyordu. Yanımdan geçerken neredeyse bana çarpacaktı. Refleksle kenara atladım.
Arkadaşım:
— “Ne yapıyorsun?”
— “Hayatta kalma testi.”
Ama sonra düşündüm: O çocuk sadece oyun oynuyordu. Dünya onun için ciddi değil, keşfedilecek bir yer.
İşte 6 tane çocuk hakkı nedir? sorusunun en eğlenceli ama en temel cevabı: oyun.
—
İzmir’de Çocuk Olmak Üzerine Birkaç Dağınık Düşünce
İzmir’de çocukları izlemek bazen bana garip bir huzur veriyor. Sahilde koşanlar, parkta düşüp kalkarak oynayanlar, bisiklet sürenler…
Bir gün Karşıyaka vapurunda bir çocuk babasına sordu:
— “Büyüyünce ben de vapur kullanabilir miyim?”
Baba:
— “İstersen gemi bile kullanırsın.”
Ben o an içimden şunu düşündüm: “Keşke herkes çocukken aldığı o özgüveni kaybetmese.”
Belki de 6 tane çocuk hakkı nedir? sorusu sadece hukuk değil, biraz da insan kalabilmekle ilgili.
—
Son Düşünce Gibi Ama Son Değil
Bu konuyu ne zaman düşünsem, kendimi biraz garip hissediyorum. Çünkü bir yandan ciddi, bir yandan gündelik, bir yandan da çok insani.
Belki de mesele şu: Çocuk hakları uzak bir teori değil. Yanımızdan geçen, parkta gülen, okuldan çıkan, simit yiyen çocukların hayatı.
Ve biz yetişkinler bazen sadece izliyoruz.
Ama en azından fark etmek bile bir şeydir.
6 tane çocuk hakkı nedir? sorusunu bir daha duyduğumda artık aklıma sadece liste değil, İzmir sokakları, Kordon, vapur sesi ve koşan çocuklar geliyor.
Driedfoods olarak “6 tane çocuk hakkı nedir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!